Miray Haber Ajansı

Tüm Dünyayı Etkisi Altına Alan
COVID-19 Salgınında SON DAKİKA Gelişmeleri
#BizBizeYeteriz Türkiyem! Korona yaz 8119'a gönder 10 TL bağışta bulun

BİR DERDİMİZ VAR!..

Reklam Alanı
BİR DERDİMİZ VAR!..
Fatih KARAKURT
Fatih KARAKURT( fatihkarakurt@mirayhaber.com )
279 okunma
25 Haziran 2020 - 12:54

Dünya tarihinin belli dönemlerinde nüksetmiş bir derdimiz var. Son dönemlerde de özellikle ülkemizde tekrar yükselişe geçmiş bir dert… Yedisinden yetmişine; kâh sokak ortasında, kâh evin içinde, türlü işkenceler ile “kadına şiddet.” Bir bakıyoruz; bir ana yavrusunun gözleri önünde kurşunlanarak can vermiş, bir bakıyoruz daha on üçünde bir kız yavrucak, abisinin yanına gittiği şehirde kurşunlanarak can vermiş. Ve bunlar gibi niceleri… (yakın tarihte ki kadın cinayetleri bunlar. Sizde takdir edersiniz ki pekâlâ örnekler çoğaltılabilir.) Sâhi toplum ne ara bu kadar cânileşti? Bir adam nasıl kızını, karısını öldürebilir oldu? Nasıl böyle vâhşileşti? (Gerçi kendinden güçsüz bir canlıya, üstelik Kendi canından, kanından olan bir cana kıyana adam denirse…)

Oysa “Bir cana kıyan tüm canlara kıymış gibidir.” Şiarını temel edinen dinimiz var iken; aileyi toplumun en aslî unsuru olarak gören, anneyi de o ailenin temeline koyup, cenneti ayaklarının altına sermiş bir inancımız var iken; Müslüman toplumunda, bu kadar kadın cinayetleri neden? Ne ara toplumun bu kadar gözü döndü? Yavrusunun gözleri önünde analara kıyılır oldu? Bu cinayetleri savunacak olmaz da (en azından ben öyle ümit ediyorum.) yine de kendince bu soruların sebeplerini açıklayacak çok insanımız vardır diye düşünüyorum. Ancak sebebi ne olursa olsun; ister sözleşme deyin, isterseniz geçinememe… Bu sebepler, cinayetleri açıklamaya yeterli olamayacak, bu kanların diyeti sayılamayacaktır. Ayrıca toplum olarak, İslam dininin bu kadar değer verdiği bir canlıya, bunu reva gören toplumun üzerine taş yağmadığı için Allah’a ne kadar sükretsek azdır.

Velhasıl dinimizden uzaklaşıyoruz; dinimizin emir ve yasaklarını, temel şiarlarını unutuyoruz. Dinimizin toplumun temeline koyduğu aile yapısını bırakıp; aile bireylerine değer vermekten ise, kendimizi seküler hayatın vahşi kollarına bırakıp paranın kölesi oluyoruz. Araç olarak kullanacağımız parayı, yaşamın maddesel boyutunu, amaç haline getiriyoruz. Değerlerimiz değişiyor; anne, çocuk, aile değersizleşiyor. Tahammülsüzlük başlıyor. En ufak bir tartışma sonucunda cinayetler oluyor. Bir ceviz kabuğunu doldurmayacak sebeplerden kavgalar çıkıp anaların, yavruların canına kıyılıyor. Bu dertten kurtulmak için tek bir çözüm yolumuz var:

Değerlerimizi değiştirmek! Önceliğimiz maddiyat değil, aile olmalıdır. Böylece kaybedilen veya kazanılamayan bir paranın stresiyle gelip evde terör estirilmez; önceliğim maddiyat değil, ailem bilinci oluşur. Böylece kadına şiddet de olmaz, kadın cinayetleri de… Unutmayalım ki; aile yaşadıkça toplum da yaşar.

Fatih Karakurt

 

Reklam Alanı
KÖŞE YAZARLARI

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.