Miray Haber Ajansı

Tüm Dünyayı Etkisi Altına Alan
COVID-19 Salgınında SON DAKİKA Gelişmeleri
#BizBizeYeteriz Türkiyem! Korona yaz 8119'a gönder 10 TL bağışta bulun

MEVLÂNA ( RUMİ )

Reklam Alanı
27 okunma
22 Mart 2018 - 15:52
MEVLÂNA ( RUMİ )

Mevlâna 30 Eylül 1207 yılında bugün Afganistan sınırlarında yer alan Horasan yöresinin Belh şehrinde doğmuştur. Mevlâna’nın babası, Hüseyin Hatibî oğlu Bahaeddin Veled Belh şehrinin ileri gelenlerindendir ve ” Bilginlerin Sultanı” ünvanını almıştır. Annesi Belh Emiri Rükneddin’in kızı Prenses Mümine Hatun’dur. Yaklaşan Moğol istilası nedeniyle babası, ailesiyle ve yakın dostlarıyla birlikte Belh şehrinden ayrılmıştır. Babasının ilk durağı Nişabur olmuş, Nişabur’da Mutasavvıf Ferîdüddin Attar ile karşılaşmıştır. Mevlâna küçük olmasına rağmen Ferîdüddin Attar’ın ilgisini çekmiştir. Babası Nişabur’dan Bağdat’a, sonra Küfe’ye, sonra da Mekke’ye gitmiştir. Hac görevini yerine getirdikten sonra Kudüs’e, sonra da Şam’a uğramıştır. Şam’dan sonra Halep, Malatya, Erzincan, Sivas, Kayseri, Niğde’den sonra Karaman’a gelmiş, Karaman’da Subaşı Emir Musa’nın yaptırdığı medreseye yerleşmiştir. 1222 yılında Karaman’a gelen Babası yedi yıl kalmıştır. Mevlâna 1225 yılında Şerefeddin Lala’nın kızı Gevher Hatun ile Karaman’da evlenmiştir. Bu evlilikten Mevlâna’nın Sultan Velede ve Alâeddin Çelebi adında iki oğlu olmuştur. Mevlâna Gevher Hatun’u kaybettikten sonra bir çocuklu dul Kerra Hatun ile ikinci evliliğini yapmıştır. Mevlâna’nın bu evliliğinden Muffereddin, Emir Âlim Çelebi adlı iki oğlu ve Melike Hatun adlı bir kızı dünyaya gelmiştir. Bu yıllarda Anadolu’nun büyük bir kısmı Selçuklu Devleti’nin egemenliği altındaydı. Konya, Büyük Selçuklu Devleti’nin başkentiydi. Konya, ilim adamları, sanatkârlarla ve sanat eserleri ile doluydu. Selçuklu Devleti en güzel yıllarını yaşıyordu, devletin hükümdarı Alâeddin Keykubad idi. Alâeddin Keykubad Mevlâna’nın babasını Karaman’dan Konya’ya davet etti, Konya’ya yerleşmesini istedi. Babası, Sultan’ın davetini kabul etti ve Konya’ya 3 Mayıs 1228 yılında geldiler. Sultan, babasını, ailesini, dostlarını muhteşem bir törenle karşıladı, onlara kalmaları için Altunapa ( İplikçi ) Medresesi’ni tahsis etti. Mevlâna’nın babası 12 Ocak 1231 yılında Konya’da vefat etti. Mezar olarak Selçuklu Sarayı’nın gül bahçesi seçildi. Günümüzde müze olarak kullanılan, Mevlâna Dergâhı’nın yeridir. Babası vefat edince, babasının öğrencileri Mevlâna’nın etrafında toplandılar. Mevlâna İplikçi Medresesi’nde vaazlar veriyordu, dinlemeye çok insan geliyordu. Mevlâna 15 Kasım 1244 yılında Şems-i Tebrizî ile karşılaştı. Ama beraberlikleri uzun sürmedi Şems aniden öldü. Mevlâna’yı Mevlâna yapan Şems-i Tebrizî idi. Daha sonra Selahaddin Zerkubi ve Husameddin Çelebi, Şems’in yerini doldurmaya çalıştılar. Mevlâna yaşamını ” Hamdım, piştim, yandım ” sözleri ile anlatmıştır. Mevlâna 17 Aralık 1273 Pazar günü vefat etti. Mevlâna’nın cenazesini, Mevlâna’nın vasiyeti üzerine Sadreddin Konevi kıldıracaktı, ama Mevlâna’yı kaybetmeye dayanamayıp bayılmıştı. Bu nedenle Mevlâna’nın cenazesini Kadı Siraceddin kıldırdı. Mevlâna’nın asıl ismi Muhammed, lakabı ise Celaleddin ‘dir. Avrupa’da ismi Rumi olarak bilinir. Mevlâna, gönüllerin sultanıydı, tarih boyunca ünlü insanlar, tüm dünya ondan etkilenmiştir. Selçuklu Sultanları, Mevlâna’ya Konya’ya gelişinden vefatına kadar sevgi ve saygı göstermişlerdir, Mevlâna’nın yakın çevresinde bulunmuşlardır. Mevlana eserlerinde Farsçayı kullanmıştır. Mevlâna’nın eserleri, Mesnevi, Divan-ı Kebir, Fihi mâ Fih, Mecalis-i Seb’a, Mektûbat’dır. Birleşmiş Milletler Eğitim Bilim ve Kültür Örgütü UNESCO, 2007 yılını Hazreti Mevlâna yılı ilan etmiştir. Mevlâna’nın güzel sözleri : ” Dün akıllıydım, dünyayı değiştirmek istedim; Bugün ise bilgeyim, kendimi değiştirdim. ” ( MEVLÂNA ). ” Kusur bulmak için bakma birine, bulmak için bakarsan bulursun, kusuru örtmeyi marifet edin kendine. İşte o zaman kusursuz olursun. ” (MEVLÂNA ). ” Hayat bir nefestir, aldığın kadar. Hayat bir kafestir, kaldığın kadar. Hayat bir hevestir, daldığın kadar. ” ( MEVLÂNA ). ” Gönlüm dilime dargın, dilim gönlüme. Gönlüm duygularını anlatamadığı için kızarken dilime. Dilim anlatamayacağı şeyleri düşündüğü için kızıyor gönlüme. ” (MEVLÂNA ). ” Sen uzattığın eli tutmayan ele mi dargınsın, yoksa onu tutmayacak birine uzattığın için kendine mi kızgınsın? ( MEVLÂNA ). ” Ne kadar zengin olsan, ancak yiyebildiğin kadar yersin. Denize testiyi doldursan, alabileceği kadar su alır, gerisi kalır. ” ( MEVLÂNA ). ” Demiş ki Mevlâna : Seni seveni zehir olsa yut. Seni sevmeyeni, bal olsa da unut. ” ( MEVLÂNA ). ” İnsanlar seni yanlış anladığında dert etme, duydukları senin sesin fakat aklından geçirdikleri kendi düşünceleridir. ” ( MEVLÂNA ). ” Çalınan her kapı hemen açılsaydı, ümidin, sabrın ve isteğin derecesi anlaşılmazdı. “( MEVLÂNA ).
 
Araştırmacı-Yazar TÜRKAN ERGÖR

Reklam Alanı
KÖŞE YAZARLARI

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.