Miray Haber

TÜRKİYE’DE ÖZEL EĞİTİM BİR ÇALIŞANIN GÖZÜNDEN SAYIKLAMALAR

TÜRKİYE’DE ÖZEL EĞİTİM BİR ÇALIŞANIN GÖZÜNDEN SAYIKLAMALAR
Sinem Akyürek
Sinem Akyürek( sinemakyurek@mirayhaber.com )
73 views
22 Mayıs 2019 - 18:13

Bu haftaki yazım ne savaş, ne aşk ne de başka bir şey. Bu haftaki yazım çok özel. Bu haftaki yazım çoğu şeyden daha özel… başlayalım mı ?

Konumuza yönetmelikte belirtilen tanımlamayla başlayalım istiyorum. Özel Eğitim nedir?

Özel eğitim gerektiren bireylerin eğitim ve sosyal ihtiyaçlarını karşılamak için özel olarak yetiştirilmiş personel, geliştirilmiş eğitim programları ve yöntemleri ile özel eğitim gerektiren bireylerin bireysel yeterliliklerine dayalı, gelişim özelliklerine uygun ortamlarda sürdürülen eğitimi

 

Tanımın anlatmak istediği unsurlar şu , bir engelli çocuk var , bu çocuğun eğitim ve sosyal ihtiyaçları var üstüne bu işin eğitimini almış personel ve bu personelin hazırlacağı bir öğretim sistemi var. Buraya kadar tamam mıyız ?  bu sistematik öğretimin planlı ve bireysel olması zorunluluğu da var, bu da cepte…

her insanın bir okula, bir sistemde eğitilmeye ve öğrenim görmeye hakkı varsa(!) özel gereksinimli bireylerin belki bizlerden daha çok bu hakka ihtiyaçları var. Tanımda yer alan bu unsurlar (üzülerek belirtiyorum )tanımdan öteye geçememiş , özel eğitimmiş gibi çek pampa kıvamında tadında..  neden mi?

Nedenlerini sıralarken tamamen kişisel deneyimlerimden ,yaşanmışlıklarımdan yola çıkarak anlatacağım. Zaten en güzeli de yaşanmışlıklar değil midir?

  1. Çünkü bu bireyler okul ve personel yetersizliğinden dolayı , ne idüğü belirsiz okulların ve personellerin elinde
  2. Çünkü bu bireylerin yaşama bağımsız katılımları için, kabullenmiş ve çevresi tarafından desteklenmiş, depresyona ve çaresizliğe terk edilmemiş ailelere ihtiyaçları var. Özel eğitime gereksinimli çocuğu olan aileler herkesten çok yalnız, olanaksız şartlarda olanak yaratma derdinde … üstüne toplumun saçma sapan anlayışsızlığı ( bakınız otobüs şoförü engelli çocuğu otobüsten attı.. youtube de var )
  3. Çünkü devletin açtığı ve yine devletin ihtiyaçlarını karşıladığı , öğretmen atamak zorunda olduğu okullarda sıra diye bir kavram var. Nedir bu sıra ? gereksinimli çocuk o kadar fazla ve okullar o kadar az ki mecburen okulun öğrenci alma kapasitesine bağlı olarak çocuk sıraya girmekte. Sıra ne zaman gelir belirsiz… bu zaman zarfında aile zenginse özel eğitim aldırabilir. Özel bir okula gider ya da özel br öğretmen tutar..
  4. Çünkü gereksinimli bireylerin sıra beklediği okullarda, özel eğitim bölümü mezunu öğretmen sayısı korkunç derece az. Yasa koyucular ve yasayı uygulamak zorunda olan devlet, öğretmen ihtiyacını en az 2 yıllık okumuş, işsizlikle pençeleşen bireylerle gideriyor. Ücretli öğretmen kavramı biraz da bu.. 2 yıllık su ürünleri , ne bileyim büro yönetimi ve sekreterlik okumuş ve kendi alanında iş bulamamış bireyler ücretli öğretmenlik yapabilmekte… bilmediği ve daha önce belki de hiç karşılaşmadığı çocukların hayatına dokunacaklar. Ellerinde bir olanak bulmadan örneğin…
  5. Aynı devlet, bu durumu kırmak adına serbest girişimcilere diyor ki sen şu şartlarda bir okul aç , şu kadar öğretmen al, çevresel düzenlemeyi uydur , okul aç . biz de sana öğrenci başına şu kadar ödeyelim… girişimci bu durur mu ? basıyor parayı açıyır okul , alıyor öğretmen … haftada 2 seans + grup dersi… gelsin paracıklar. ( sözüm işini özveriyle yapan kurum sahiplerini kapsamıyor kaldı ki bu yazıyı okusalar bana alkış tutar yazımın altına kendi imzalarını da atarlar) bu okulların adı özel eğitim ve rehabilitasyon merkezi bu arada. Okuyunca anladığınız gibi tamamen piyasaya dönük, öğrencinin müşteri olarak algılandığı , kafa sayısını önemseyen bilinciyle ayakta duran bir model. Vakti zamanında öyle bir olaya tanık oldum ki okuyanların belleklerinde de unutulmaz bir anı (!) olarak kalabilir… yeni açılan bu rehabilitasyon merkezi kendi kendisini döndürmek , üstüne daha çok kazanmak için öğrenci ve veli avına çıkmaktadır. Sokak sokak kapı kapı gezerek öğrenci bulmakta aileyi tavlamak adına da altın teklif etmekte , çamaşır makinası teklif etmekte ya da ne bileyim para teklif etmekte.. aile bilinçsiz , çaresiz ya da olanaksızsa verilen eğitimin niteliği ve niceliğini önemsemeden çocuklarını, uzmanlığından emin olmadığı kişilerin eline bazen bilinçsiz bazen de bilinçli olarak bırakmakta… hatta öyle ki aynı kurumda asansörün bakımı yapılmadığı için 5 yaşındaki çocuk hayatını kaybetti. Bir çocuğun değeri çamaşır makinası ya da bir altınla ölçülmemeli…
  6. Özel eğitim istismara açık sıralamasında benim için en ön sırada. Bilimin henüz yanıtlarını bulamadığı engel türü bazında, hiç bir araştırma yapılmamış , geçerliliği kabul edilmeyen terapi yöntemlerinin  ve uygulamalarının bir piyasası var. Kekemeliğe 15 günde bitiren mı dersiniz otizmin çaresini bulduk deyip şapka satan mı , ayak masajı yapan mı , makat bölgesinden iğne vuran mı… aile neyle mücadele ettiğini bilemediğinden ya da çaresizliğinden dolayı bu yöntemlere başvuruyor.. diyecek bir şeyim yok fakat bunun pazarlığını yapıp insan sağlığını düşünmeyip sadece cebini düşünenlere çok büyük sözüm var… yazmaya başlasam editörüm beni bu siteden atabilir belki de … susuşum bu yüzden.. J bu ticareti bir özel eğitim öğretmeni yapıyorsa kusura bakmayın susamam.. özel eğitimci kardeş yahu bi bakar mısın ? bu çocuklar senin ego tamir aracın değil… lütfen bir gider misin ?
  7. 14 yaşındaki down sendromlu çocuk hamile kaldı , 44 yaşındaki zihinsel engelli kadının bebeğinin babası 17 yaşında , otobüste anlamsız ses çıkaran çocuk ve babası otobüsten hakaretler eşliğinde atıldı, otizmli komşunun üstüne sıcak su döktü, okulda taciz, engelli çocuğa öğretmen dayağı…

Yazın bu haberleri çubuklara ve okuyun.. bu yazıyı hatırlayın. Ötekileştirmeye ve ötekileştirmekten sakınca duymayan vicdansızların arasında var olmaya çalışıyoruz.. ne korkunç değil mi?

Bu yazıyı yazarken, klavyedeki tuşlara  basan parmaklarım emin olun ki  klavyeyi parçalamak üzere..  nedenler o kadar can sıkıcı ki… bu yüzden sıralama yapmaya son vermek istiyorum… aha da verdim..

Daha önce söylemiştim sorun ortaya koyan yazıları sevmem çözümlerini  bulmadıkça…peki nasıl bakmalı ve ne yapmalı?

1.Bir kere dilimizdeki faşizmden vazgeçelim… birbirimize illa hakaret edeceksek bunu insanların yetersizliği üzerinden  yapmayalım… (gerizekalı mısın sen , spastik , mongol gibi vb) biliyor musun senin çıkarlı sevgin , senin samiyetsizliğin bu bireyler de yok… kendi derdine yan.

  1. yolda , otobüste, alışveriş merkezinde , hastanede farklı (!) gördüğün bireylere bön bön bakma.. gülümse ve destek olmayı dene.. gülmesen de olur bu çocuk deli mi diye sesli düşünme emi ?
  2. oku ! lütfen oku ! bu senin için zor olabilir bazen ama en azından akıllı telefonundaki facebook sayfanda açılan gruplara filan bir bak..
  3. haklarını yoktan var eden , hala bunun mücadelesini veren dernek ve sivil toplum örgütlerine yardım et ! seviyorsan git örgütlen bence ! hak verilmez alnır, hakları için sen de bir ses ver !
  4. eğer gereksinimli bir çocuğa sahipsen lütfen uzmanlığından emin olduğun kişilere çocuğunu emanet et.. vicdanlı öğretmenlerinin peşinden ayrılma
  5. eğer bu çocuklara hizmet veren kurumsan , insanla uğraştığını unutma ! egonu unut, paranı unut ! insanlığını unutma !
  6. eğer bu bireylere hizmet veren bir öğretmensen lütfen çok çalış ,oku , yine çalış ve yine oku… bunu geçtim vicdanının sesini dinle ! her şey daha güzel olacak!

Önerilerim biliyorum ki kanayan bir yarada tedavi değil , pansuman en fazla.. eğitim sorunun aslında kapitalizm dediğimiz canavarın bir uzvu.. sistem değişmedikçe , yok etmedikçe insanın insana kulluğunu nedenler de çoğalır sorular da..

Ama işte umut fakirin ekmeği , umutsuz yaşanmıyor.

Umutla…

 

Miray Haber Dijital Medya Ajansı TYGD Marmara Bölge Temsilcisi ve Yalova İl Temsilcisidir.

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.

escort izmirizmir escortizmir escort bayanporno izletecavüz pornotravesti porno
olgun mature sexsikiş izlegenç escortsex izle