Fakir Yılmaz: İlk gelenin; ‘Yahu Siz Burada Nasıl Yaşıyorsunuz?’ dediği biri demiryolu, 3 gümrük kapısı olan ama ithalatta, ihracatta sıfır çeken, demiryolu geçmesine rağmen Doğu Expreinin gelmesiği, trenlerin durmadığı, Antreponun kurulmadığı memlekettir Ardahan..
Buraya gelen yabancılar bize hep şunu sordular:
Yahu siz burada nasıl yaşıyorsunuz? Buranın nesini seviyorsunuz?
Evet, doğdugumuz, büyüyüp, ülkenin yanı sıra dünyanın her yerine serpildiğimiz Ardahan’da sorulan bu çok zor soruya cevap vermekte bir o kadar da zor bir durumdur…
Peki,
İnsan memleketini niye sever?
Başta sağlığın diğer illere sevkle yapıldığı, eğitimin sondan sıfır çektığı, sosyal hayatın soguktan insanı serumluk ettiği bu memlekette nasıl yaşarsınız sorusuna v…
Fakir Yılmaz: KAZ BEYİNLİ TOPAL MİLİSLERE BIRAKILAN BİR MÜCADELE!
Dolmabahçe’de ayağına vurulup, yıkılan Negri, negrili sürecin yaşandığı günlerdi.
Bugün masanın diğer başında bizzat oturtulan Öcalan’ın fes ettiği PKK’lılar, Ardahan’ın Göle ormanlarına kadar gelip, çadır karakol kurmuş, başta kendilerine destek vermeyenler olmak Kürt olup, bugün adı DEM olan HDP’nin yanında olmayanlar sonradan KCK Operasyonları ile hapse alınan helvaclar aracılığı ile ‘hewaller seni çağırıyor’ diyerek bahsi geçen çadıra davet ediliyor, gelenlere fırça attırılıyor, gelmeyenler ‘hain, ihanetçi’ diye damgalanıyordular.
Ve bir gün Göle Belediyesine ait araçların ağaç kestiği aynı bölgede çadır kuran PKK’lılar ile Belediye çalışanları arasında ‘yeşili koruma’ tartışmaları sürdüğü söylenen bir…
Fakir Yılmaz: Rojava değil, Afrin ve diğer yana kayan yazılarım..
Güney sınırımızda bulunan Irak’tan sonra şimdi yeniden Suriye’yi tartıştığımız şu günlerde Suriye’nin batı yakası denen ve Amerika ve İsrail’e güvenip, hata üzerine hata yapan ve 10 Mart 2025’te imzaladığı söylenen 14 maddeye uymamakla suçlanan Amerika’nın İş-İT gardiyanlığından öte değer vermediği anlaşılan SDG’nin onca kaybı ardından ‘Sıra orayı da ya ele ya bele teslim edecek..’ denilen Rojava ile diğer bölgeler konuşulurken ben 7 yıl önce ele aldığım ve sanki bugünü anlatan ‘Afrin ve diğer yazılarım..’ başlıklı üç yazımı irili, ufaklı güncellemelere bir kez daha yayınlamayı daha uygun buldum.
Çünkü benim, ‘Türklere de ve Kürtlere de ‘ABD’ye Güvenmeyin’ dediğim bugün yeniden tartışılan bölgeye yönelik 7 …
Fakir Yılmaz: Şüpheli Bir durum, bir etkinlik ve 13 Yılda Şam, 4 Günde Sarı Bölge..
2011 başlayan ve 13 yıl süren ama iki yıl önce Türkiye’nin de aralarında olduğu dünyanın bir çok ülkesi tarafından terör örgütü olarak kara listeye aldığı İslamcı militan Heyet Tahrir eş-Şam (HTŞ) örgütünün 12 günlük Şam yürüyüşü ile beklenmedik bir anda seyri değişen Suriye’de ki Esad, pardon Esed’in hanedanlığının ve Baasçılığın sonu geldiği günleri hatırlıyor musunuz?
Peki, 1997 yılında HADEP’in Kongresi’nde bayrağı indirdiği gerekçesiyle “vatan haini” ilan edilen, ancak daha sonra bayrağı asmaya çalışan kişi olduğu anlaşılan Ömer Doyuran, tutukluluğu sona erdikten sonra mahallesine döndüğünde ailesine ait kahvenin kendisi ve ailesinin vatan haini ilan edilmesinden dolayı yaşadıkları ç…
Fakir Yılmaz: SAYIN SAVCILAR PAZARLANAN İSTANBUL MİLLET BAHÇESİ KİMİN?
Bugün size değil savcılara seslenecem..
Ve direk sesleniyorum..
BAKIRKÖY CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞINA
İstanbul
PAZARLANAN İSTANBUL MİLLET BAHÇESİ KİMİN? VE HANGİ KORSAN KOMİSYONCA İŞLETİLİYOR?
Sayın Cumhurbaşkanımızın önerisiyle hayata geçirilen;
İstanbul Bakırköy’de bulunan eski Atatürk Havalimanı arazisinde yapılan ve açılışı bizzat sayın Erdoğan tarafından yapılan İstanbul Millet Bahçesi’nin de yetkili olmayan kişiler tarafından oluşturulduğunu düşündüğümüz ve bize göre korsan nitelik taşıyan bir komisyon aracılığıyla bugüne kadar kaç stk’ya nasıl, hangi yasal yolla pazarlanabildiği ve buradaki etkinliklerin ne tesadüftür çoğunluğu aynı organizatör firma tarafından faturasız, fişsiz, sözleşmesiz yap…
Fakir Yılmaz: Sayın vali bu kentin takımına
forveti olur musunuz?
Oğlu TFF hakemi olan, yeğenleri ve torunu Amatör hakemliğinde görev alan, bir dönemde lige katılamayacak durumda iken bizzat kentin takımına sahip çıkan ve bir çatal, kaşığı değil, futbolcusu bile olmayan ve lige katılıp, katılamama ile baş başa kalan şehrin futbol takımına bir başka stk olan yani 8 yıl önce Ardahan Dernekler Federasyonu başkanlığını da yaptığım esnada Ardahan’a gelip, sahipsiz kalan takımı baştan aşağıya hazırlayıp, sahaya sürdükten sonra birlikte, ‘Uyuşturucuya hayır, spor’a evet, dağda değil alanda siyaset, spor..’ diyen adı Serhat Ardahan Spor olan bu kulübün başkanlığından ayrılan bir gazeteci olarak Ardahan’ın yeni valisine bir önerim olacak.
Gerçi bu önerime benzer olmazsa da diğer …
Fakir Yılmaz: Kağıttan kaplanlar ve bayrak..
Dün, başına konulan para ödülü ile ‘Wanted’ denen yani ‘Aranan’ terörist, bugün ise cumhurbaşkanı ve “Kardeşim Şara” olan HTŞ’nin, Suriye’nin yarısını İsrail’e bırakma karşılığında ABD ve İsrail’in verdiği gazla 12 günde ele geçirdiği Şam’dan sonra bu kez de iki gün yaya yürüyerek Kürtlere ve Kobani’ye doğru yürüyüşü esnasında yaşanan bayrak olayı tartışmalarının devam ettiği bir anda bu kez benim memleketim Ardahan’da yapılan bir değişiklik gündeme düşüyordu..
Yani Kars Doğu Kapısı gibi kapalı olan güneyde ki bir sınır kapısında bulunan bayrağa uzanan kirli ve şüpheli bir el ülkede ki Kürtlerin dört yanı sarılmış olan Kobani’ye yürümesine ve koptu, kopacak diye korkulan, çekinilen ve pamuk ipliğine bağlı sürece takos olurken ‘kardaşız’ denen Kürde yönelik kin ve nefret bir kez daha çirkince boğulurcasına kusulmuşken aynı ülkenin kuzey sınırında da bir bayrak meselesi tartışılmaya başlanmıştı..
Evet, kağıttan kaplanların yapılan provokasyonları düşünmeden, araştırmadan 100 yıldır estirdiği düşmanlık tohumlarının yeşertilmeye çalışıldığı ülkenin güneyinde yaşanan bayrak olayı ile memleketim Ardahan’ın olduğu kuzeyinde yaşanan ve ele değil de bele yani yağcılık adına ‘Yeni logo yarışması açılmalı’ veya ‘Biz yazdık, düzeltildi’ denilen bayrak olayına konulan tepkilerinde de aynı ayrımcılık vardı..
Evet.. İnanmıyorsanız bakın yaşanan son iki bayrak olayına..
Birinde, Kürtler olduğu söylenen karanlık bir olaya konulan tepkiler diğeri devletin valisinin değiştiği logoda ki bayrak olayına ‘sözde’ yalancı, sanalcı ve de desinler için samimi olmayan tepkiler..
Ve bu arada bir dönem Erdoğan’a doktorlukta yapan ve medreselerde müderris adı verilen kimselerden ders alan ve onların hizmetine bakan öğrencilerin adından soyadını alan İYİ Parti’nin milletvekilinin de onca ciddi sorunla baş başa bulunan ve kalesi doğru dürüst turizmine açık olmayan yani hayatında gördüğüne inanmadığım Ardahan’da ki sorunları değil, Doğu Cephesi Komutanı, 100 yıl önce ‘Kars-Ardahan Bel Kemiğimiz’ diyen ve bunun Bakü-Tiflis-Ceyhan, Kars-Tiflis-Bakü Demir yolu ile o sözü gerçekleşen Kazım Karabekir Paşa’nın ölümün 78. yıl dönümü anılmadığı kuzey sınırında dalgalanmaya devam eden bayrak olayını meclise taşıması da komediden ve ay yıldızlı bayrağı temsil eden yeni valinin şevkini kırmaktan öte bir şey değildi.
Evet, bu ülkede ki iki yüzlüğün daniskasının bir başka yüzünü gördüğümüz son iki bayrak olayında olduğu gibi şu bizim kağıttan kaplan olan federasyonların bir derneğe karşı el kaldırıp, teslim olması yetmez gibi son günde savcılık olan korsan komisyonun izni ile ele yada bele yapılan sözde tanıtım etkinliğine ‘katılmıyoruz’ açıklamasına da bakmak gerekir.
Çünkü bu her iki konuda bizim gerek gazeteci olarak gerekse SARDAFED olarak Aslanlar gibi verdiğimiz mücadelemizin yanında onların çokta ciddi olmayan ve sanalı aşmayan ve desinler diye adeta kaptan da değil sanaldan yapılan sahte açıklamalarına baktığımızda bu ülkede olduğu gibi yerelde de iki yüzlülüğün ne kadar samimiyetsiz ve sanalcı olduğunu görmek mümkün olduğu gibi acı bir gerçektir.
Ha bu arada diğer kağıttan kaplanlarda olanların diğerleri de sınır ötesi Suriye’de ki YPG’lılar olduğunu belirtmek gerekir. Yani şimdiye kadar 300 bin kişinin göç etmek zorunda kaldığı, çocukların soğuktan ve gıdasızlıktan öldüğü ve başta ulusalcı tayfayı olmak üzere Kürt denilince o küçük beyinlerinde ki faşist düşüncelerin dışarıya fışkıranları sevindiren ve İş-İT’lilere Amerika gardiyanlığından öte bir iş yapmadıkları görülen ve Trump tarafından kendilerinden yeşil dolarlı kağıtları aldıkları söylenen sahte kaplan YPG’ye de bakmak gerekir..
Tabi bu arada kağıttan kaplan denen diğer birini, Aşiret Lideri ve birinci Barış Sürecinin bozulmasında da payı olduğu söylenen Barzani’yi de unutmayıp, es geçmemek gerek.. Çünkü bugün Rojava’da ve Suriye’nin sarı bölgesinde yaşananların ilk önce Barzani’nin yanına aldığı kağıttan kaplan korumalarla Türkiye’ye gelmesi ardından içine helvacıların sızdığını iddia değil, alenen dediğim DEM’in dünya cendermesi Amerika’nın eşiyle birlikte yatakta aldığı Venezuela’nın sözde kaplanı için yaptığı açıklamalarını ve ABD’nin Kürtlere bakışını değiştiren gelişmeleri de unutmamak gerekir.
Ve Barzani gibi Kürtlerin önderi, lideri mi benden, bizden başkası olamaz deyip, bir araya gelemeyen ve Ardahan kadar bir arazide olan Rojava’da en az 70 partinin olmasını da yani tek olamamalarında hesaba katıp, kağıttan Kaplanlar ile mücadele edilemeyeceği bilinen bu dünyada dolarlara bürünen Aslanlar unutulmuş, ve bizimkilerin nenelerinin lobiyesi sandığı lobiciliği unutup, bugün yelek stk’çılığın da ve dünyada yaşananlar karşında bir kez daha yenilmiştirler..
İnanmıyorsanız kuzeyde yaşanan bayrak olayı ile kuzeyde yaşanan bayrak olayına yetmezse benim diaspora hayta çete dediklerimin korsan ve siyasi komisyonla ezip geçtiği federasyonların içler acısı haline yada Suriye’nin kırmızı değil, pis sakal ve saçları ile ülkemiz ve dünya kayırlarında hâlâ terör örgütü diye adlandırılan kardeşim, pardon HTŞ’nin zaferine bakın ..
Bunlar yetmez ise Devlet Bahçeli’ye büyük emeklerle ilmik, ilmik örülen kilimi teslim edenlerin unutturuverdiği Demirtaş’a ve gerçek kaplanlar ile Aslanların mücadelesine bakın.