TCDD’de yol kontrol memurları olarak günde 20 km yaya yol kontrolüne giderdi. Artık böyle bir meslek kalmadı.
Yol Kontrol sabahın ilk ışıklarında başlar ve havanın en ayaz, soğuk, yağışlı, karlı zamanı olabildiği gibi, Demiryolunun yarattığı O Sıcak atmosfere de denk gelirdi.
O nedenle Her ay ayakkabı eskitirler, Yüzleri elleri ya sıcaktan ya da soğuktan esmerleşip kavruk olurlardı.
Mehmet Bey’in anısını aktarmak isterim videosu ile birlikte:
“Demiryolu hattı içerisine bırakılan kaplumbağa can çekişir, ot yok, su yok, güneşin, rayların, balast taşlarının yakıcı sıcağına rağmen çaresizce ilerler.
Hemzemin geçit yoksa 20 cm yüksekliğindeki ray seviyesini aşamaz. Sıcak dayanılmaz olduğunda iç kanama başlar. Kaplumbağa kan kusa kusa ölür.
Görev yaptığım 30 yıl boyunca o kaplumbağalar için sırt çantamda 2 litrelik soğuk su taşırdım. Hattın içerisindeki kaplumbağaları hat dışına çıkarıp, su içirirdim.”
İş’te İnsanlardan kimi zorbalığı, kimi ise yaşatmayı seçer. Hayatın sınır çizgisi de bu değil midir?
Ama durun siz influencer’ların gönderilerinde ballandıra ballandıra anlattığı:
“Geçinemiyorum!” diyen şirketleri, gayrimenkulleri olan ultra zenginlerin tavsiyeleri dururken bizi mi dikkate alacaksınız şimdi?
Yani; yaşamı güzelleştirmek için değil de kendini kurtarmak fiili ile yatırım araçlarına meyil edenleri cazip görebilirsiniz elbet.
Biz; Mehmet amcalar gibileri daha muteber görürsek bizim de kusurumuza bakmazsanız çok makbule geçer efendim.
Hayat kısa. Derdimiz Aşk.
İyiliğe, Sevgiye;
Yaradan’a, Yaratılana;
Doğaya, Canlılara;
Yaşayana, Yaşatana;
Kısacası:
Evren’e, Habitata Sevda…