Duygunun her bir çerçevesini şiirsel dokunuşlarla betimleyerek işleyen sinemanın usta yönetmeni Andrey Tarkovski’nin aramızdan ayrılışının 39.yıldönümü.
Tarkovsky, eşi ve başrol oyuncusunu 2 şer yıl arayla kanserden kaybettik.
Söylentiler kanıtlanmasa da bugünkü Estonya başkenti Talinn yakınlarındaki depolarda ağır metaller ve atıklar arasında çekilen Stalker filminin etkisi olduğu söylenir.
Ses tasarımcısı Vladimir Sharun şöyle hatırlıyor:
“Tallinn yakınlarında, Jägala nehrinin çevresinde, yarı çalışır durumda bir hidroelektrik santralinin olduğu yerde çekim yapıyorduk. Nehrin yukarısında bir kimya fabrikası vardı ve zehirli sıvıları aşağıya doğru boşaltıyordu. Stalker’da bile bu sahne var: yazın kar yağıyor ve nehirden beyaz köpükler akıyor. Aslında korkunç bir zehirdi. Ekibimizdeki birçok kadın yüzlerinde alerjik reaksiyonlar geçirdi. Tarkovsky sağ bronş tüpü kanserinden öldü. Tolya Solonitsyn de. Bunların hepsinin Stalker’ın çekim yerleriyle bağlantılı olduğu, Larisa Tarkovskaya Paris’te aynı hastalıktan öldüğünde bana açıkça belli oldu.”
Andrei Tarkovsky, “Stalker” filminin çekimlerine bir yıl harcadıktan sonra filmin yanlış geliştirildiğini fark etti ve her şeyi yeniden çekmek zorunda kaldı. Yaşamında toplam 7 film çekebildi.
İnancın ve aklın sorgulandığı, bu epik ve kült bilimkurgu filmini izlemenizi öneririm. Eğer okumadıysanız, Stalker’ın dayandığı kitap olan Roadside Picnic’i okumanızı da tavsiye ederim. Harika bir kitap ve bu filme, Stalker oyunlarına ve Metro serisine ilham verdi.
Tarkovsky’nin şu tavsiyesini çok kıymetli buluyorum; “Kendinizi, kendinizle zaman geçirmeyi yalnızlık sanmayacağınız şekilde yetiştirin.”
Teşekkürler Usta Yaşama Katkıların için