ÖZGÜRLÜK YOK OLMUŞ BİR MİLLETİN HAKKINI ARMASI VE ADELETİN YOK OLMASIDIR
Toplama kampları: Milyonlarca Uygur, sözde “yeniden eğitim” adı altında alıkonuluyor.
Dini yasaklar: Camiler kapatılıyor, Kur’an bulundurmak suç sayılıyor.
Kültürel asimilasyon: Uygur dili ve gelenekleri yasaklanıyor, zorla Çinlileştirme politikaları uygulanıyor.
Aile ayrılıkları: Binlerce çocuk ailelerinden koparılarak yatılı Çin okullarına gönderiliyor.
Zorla çalıştırma: Pek çok Uygur, uluslararası tedarik zincirlerinde köle gibi çalıştırılıyor.
Gözetim devleti: Yüz tanıma kameraları, zorunlu uygulamalarla 24 saat izleme yapılıyor.
SUÇLARI BİR MÜSLÜMAN OLDUKLARI İÇİN ZULÜM VE BASKIYA MARUZ KALMIŞLADIR
Sessiz kalma!
Bu bir insanlık suçudur. Tüm dünyada vicdan sahibi insanlar ses veriyor.
Gözaltı kamplarında yaşamış kişilerden doğrudan bilgi alınması oldukça zor. Ancak BBC’ye konuşan bazı eski tutuklular ve bekçiler, kamplarda organize bir şekilde yürütülen kitlesel tecavüz, cinsel taciz ve işkence olduğunu, bunu kendilerinin yaşadığını veya gördüğünü söylüyor. Çin yönetimi ise iddiaları reddediyor.
Bağımsız kurumların tahminlerine göre, Çinli yetkililerin Uygurları ve diğer etnik azınlıkları “yeniden eğitime” tabi tutuma amacı taşıdığını iddia ettikleri bu kamplarda bir milyonu aşkın kadın ve erkek gözaltında tutuluyor.
ÇİN UYGULAMIŞ OLDUĞU ZALİMLERİN SONU GELMESİNİ ARZU EDERİZ İSLAM ALEMİNDE OLARAK
Çin Halk Cumhuriyeti, Doğu Türkistan’ı hâkimiyeti altına alıp bölgeyi “Sincan” (Kazanılmış Topraklar) olarak adlandırdığı tarihten bu yana, Doğu Türkistanlılara yönelik etnik temizlik ve asimilasyon politikası uygulamaktadır. Nitekim Çin Halk Cumhuriyeti’nin kuruluşundan bu yana 35 milyon Doğu Türkistanlı katledilmiştir yıllardır Çin zulmü altında olan Doğu Türkistan, Çin, Tibet, Keşmir, Pakistan, Afganistan, Tacikistan, Kırgızistan, Kazakistan, Moğolistan ve Rusya ile sınırı olan, 1.828.418 km2 toprağa sahip bir ülkedir. Zengin yeraltı kaynakları ve stratejik konumu ile Doğu Türkistan, Çin’in siyasi ve ekonomik olarak kendi nüfuzu altına almaya çalıştığı bir bölgedir.
Bir çok aile tecavüzler ve züllüme maruz kalarak acının vermiş olduğu ıztırarı çekmektedirler Doğu Türkistan bölgesindeki misyonerler, hayr-ı ihsan kurumları, yetimhaneler ve hastaneleri halka ulaşmanın birer aracı olarak kullanmışlardır. Onların kurdukları müesseseler 1904 yılında Kaşgar’da devlet tarafından resmen kabul edilmiştir
İsrail gibi zalimleri ile insanlık dışı ve cinayet soykırım suçu ile devam eden zulüm acı bir tarifedir inancımıza göre ne ırktan olursa olsun insanlık dışı bir eylemdir bir insanı dini veya ırkı için adaletsizlik yapmaya hakkı yok kimsenin ama fakat dünyada bu kadar toplum ve ülke var sivil toplum kuruluşları var güçlü ülkeler var destek veren olmamıştır İslam’a göre insan olması yeterli zaten
İşkence ve zulüm altında olan kim olursa olsun insan olması yeter acı bir tablo ile söyleyecek söz konuşacak kelime bulunmamaktadır yazıklar olsun acımdan cana kıyanlar soykırım yapanlara
İslam’a yakın olmaları ve türkü asılı olmaları neden sadece biridir yeter artık bu kadar can bu kadar zulüm insanlık dışı bir muamele olmaları insan olarak tabii üzüyor acı yıkımdır
MİRAY HABER