enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
17°C
İstanbul
17°C
Az Bulutlu
Çarşamba Parçalı Bulutlu
19°C
Perşembe Az Bulutlu
23°C
Cuma Çok Bulutlu
25°C
Cumartesi Az Bulutlu
22°C

CHP Balıkesir Kadın Kolları Birleşmiş Milletler Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Kaldırılması

CHP Balıkesir Kadın Kolları Birleşmiş Milletler Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Kaldırılması
REKLAM ALANI
17 Aralık 2025 23:42 | Son Güncellenme: 17 Aralık 2025 23:44
33
A+
A-

Bugün, Birleşmiş Milletler Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi’nin (CEDAW) kabul edilişinin 46. yılını karşılıyoruz.

Birleşmiş Milletler Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Kaldırılması Sözleşmesi (CEDAW)  18 Aralık 1979 tarihinde kabul edildi.  Türkiye, Sözleşmeyi  1985 yılında onayladı  ve 2000 yılında da Pekin Ek İhtiyari Protokolünü imzalayarak  yasalardan ve yaşamın her alanından kadınlara karşı ayrımcılıkları kaldırmayı ve toplumsal cinsiyet eşitliğini yaşama geçirmeyi  taahhüt etti!.

Ancak aradan geçen on yıllara rağmen kadınlar hâlâ yaşamın her alanında eşitsizlik, ayrımcılık, şiddet ve yoksullukla karşı karşıyadır. Ne yazık ki mevcut siyasi iktidar, CEDAW başta olmak üzere kadınların kazanılmış haklarını güvence altına alan uluslararası sözleşmeleri ve eşitlik ilkesini uygulamakta isteksiz davranmakta; kadınları koruyacak mekanizmaları zayıflatmaktadır. Toplumsal cinsiyet eşitliğini hedef alan politikalar yerine, kadınları geleneksel rollerle sınırlayan bir anlayış dayatılmaktadır.

Resmi  verilerde  bu tabloyu açıkça ortaya koymaktadır.  TÜİK verilerine göre;  kadınların iş gücüne katılım oranı %36 iken erkeklerde bu oran %71’dir.

Kadınlar eşit işe rağmen erkeklerden ortalama %15-20 daha az ücret almaktadır.

TBMM’de kadın Milletvekili oranı %20’nin altındadır. Belediye başkanı oranı %5’in altındadır.

Kız çocuklarının okullaşma oranı hızla düşmektedir.

Uluslararası Hukukun tarafı olan bir devletin her konuda ‘’yerli ve milli’’ kavramlarını öne çıkarması anlaşılmaz bir durumdur.  Türkiye  Cumhuriyeti  Devleti  birçok Uluslararası Sözleşmenin tarafıdır ve Bakanlık tarafından yapılan bu açıklama sözleşmelerinin birçoğunun ihlali anlamına gelmektedir. Her şeyden önce CEDAW yani Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi  Sözleşmesi  toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamak için yapılmış bir sözleşmedir. Türkiye bu sözleşmenin tarafıdır.  Her alanda ayrımcılığı yasaklayan birçok sözleşmenin altında Türkiye Cumhuriyeti devletinin imzası bulunmaktadır.

Türkiye’nin  kadınlara  ve kız çocuklarına  yönelik taahhütlerini hala yerine getirmediğini söylemek için UnWoman raporlarına bakmaya  gerek duymuyoruz.  AKP hükümeti   -kadını birey olarak görmeyen bir anlayışla-  ülkeyi yönetmeye çalıştıkça, yasalarda eşit haklar yer alsa da, eşitlik yaşama geçirilemiyor. Ne yazık ki mevcut siyasi iktidar döneminde toplumsal cinsiyet eşitliği alanında ciddi bir geriye gidiş yaşanmış, kadınları ve kız çocuklarını koruyan mekanizmalar zayıflatılmış, eşitlik ilkesini esas alan politikalar geri plana itilmiştir. Bu anlayış Cedaw’ın ruhu ve Türkiye’nin taahhütleri ile açıkça çelişmektedir.

Ülkemizde kadına yönelik şiddet en yakıcı sorunlardan biri olmaya devam ediyor. Her yıl yüzlerce kadın erkek şiddeti sonucu yaşamını yitirmekte, on binlerce kadın fiziksel, psikolojik, ekonomik şiddete maruz kalmaktadır. Sadece son birkaç günde yaşanan;  TBMM lokantasında stajyer olarak çalışan MESEM’li lise çağındaki kız çocuklarının, TBMM personeli tarafından tacize uğraması, tacizin birkaç yıldır sistematik olarak devam ettiği ve bunun bilinmesine rağmen üstünün örtülmeye çalışılması tam da sorunun kaynağının, iktidarın gerici-ayrımcı politikalarının olduğunun belgesi niteliğindedir.

Geçtiğimiz günlerde Manifest müzik grubu üyeleri hakkında, “teşhir suretiyle hayasızca hareketlerde bulunma” iddiasıyla açılan davada 3 ay 22 gün hapis cezası verildi; mahkeme hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verdi.   “Hayasızca hareketler” gibi belirsiz, yoruma açık ve çağ dışı suç tipleri, tarihsel olarak kadınların bedenleri ve yaşam pratikleri üzerinde baskı kurmanın bir aracı haline gelmiştir. Bu tür düzenlemeler ve soruşturmalar; kadınları kamusal yaşamdan uzaklaştırmayı, onları geleneksel cinsiyet kalıplarına hapsetmeyi ve erkek egemen bir ahlak anlayışını dayatmayı hedeflemektedir.   “Hayasızca hareketler” düzenlemesi:  Belirlilik ilkesine aykırıdır, Kadınlar aleyhine ayrımcıdır ve CEDAW hükümleriyle bağdaşmamaktadır.

İstanbul Sözleşmesi kadınlara yönelik şiddetin önlenmesi ve bu tür şiddetle etkili mücadele için yapılmış olan bir Avrupa  Konseyi  Sözleşmesidir.  Ancak, bu sözleşmenin CEDAW ile çok yakından bağlı olduğu da bir gerçektir. Bu durum 2022 Cenevre’deki toplantıda da CEDAW üyelerince  ısrarla vurgulanmış  ve Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çıkmasının  ülkede CEDAW’ın uygulanmasına  yönelik olarak de soru işaretleri doğuracağı  açıkça dile getirilmişti..

CHP Kadın Kolları olarak

CEDAW’ın tüm maddelerinin eksiksiz uygulanmasını,

Kadına yönelik şiddetle mücadelede etkin ve caydırıcı politikaların hayata geçirilmesini,

Kadınların eğitim, istihdam ve siyasete eşit katılımını sağlayacak yapısal reformların yapılmasını,

Eşitlik ilkesinin merkezi ve yerel yönetimlerin tüm politikalarına entegre edilmesini savunuyoruz.

Cumhuriyet’in ikinci yüzyılında, kadınların eşit yurttaşlar olarak özgürce yaşayabildiği, şiddetten ve ayrımcılıktan arınmış bir Türkiye mümkündür. Bu mücadele kararlılıkla sürecek; kadınların sesi, sözü ve mücadelesi asla susturulamayacaktır.

CEDAW’ın 46. yılında bir kez daha hatırlatıyoruz:

Kadın hakları bir “iyi niyet” meselesi değil, devletin anayasal ve uluslararası yükümlülüğüdür. CEDAW’ın gereklerini yerine getirmek, kadın-erkek eşitliğini kağıt üzerinde değil, yaşamın her alanında sağlamak zorunluluktur.

Eşitlik ertelenemez, kadın hakları pazarlık konusu yapılamaz.

 

Ayşe Pınar Yahşi

CHP Balıkesir Kadın Kolları İl Başkanı

 

REKLAM ALANI