Türkiye özelinde konuşuyorsak bu soru hem bireysel hem toplumsal bir boyuta sahip. Resmî raporlar ve uzman görüşleri şunu gösteriyor:
Altyapı ve Binalar
Son 20 yılda deprem yönetmelikleri (özellikle 1999 Gölcük’ten sonra) ciddi şekilde sıkılaştırıldı. Yeni yapılan binalar eskiye göre çok daha dayanıklı.
Ancak mevcut yapı stokunun %50’den fazlası 2000 öncesi yönetmeliklere göre yapılmış ve riskli olabilir.
Kentsel dönüşüm hızla ilerliyor ama hâlâ yavaş; milyonlarca bina yenilenmeyi bekliyor.
Toplumsal Hazırlık
AFAD ve belediyeler tatbikatlar, eğitimler, acil durum planları düzenliyor.
Fakat halkın büyük bir kısmı hâlâ toplanma alanını bilmiyor ya da evinde deprem çantası yok.
Japonya gibi ülkelerle kıyaslandığında toplumsal bilinç hâlâ zayıf.
Acil Durum Yönetimi
Türkiye’de AFAD, UMKE, AKUT gibi güçlü arama-kurtarma ekipleri var.
2023 Kahramanmaraş depremleri gösterdi ki müdahale kapasitesi yetersiz kalabiliyor (özellikle çok geniş bir bölge etkilendiğinde).
Bireysel Hazırlık
Hazırlığı bireysel olarak şöyle özetleyebiliriz:
Ev/işyeri sağlamlık raporu aldırmak
Deprem çantası hazırlamak
Aile afet planı yapmak
Toplanma alanını öğrenmek
Genel Değerlendirme
Türkiye mevzuat ve yeni inşaat açısından ilerleme kaydetti ama mevcut binalar ve bireysel hazırlık açısından hâlâ riskli durumda. Yani kısaca:
Yarı hazırız ama işin kritik kısmı eksik.”
İstersen sana “evini veya işyerini deprem açısından nasıl değerlendirirsin” diye pratik bir rehber hazırlayabilirim (binanın yaşı, yapısı, bulunduğu zemin vs. gibi kriterlerle). İster misin?
MİRAY HABER