Elimi attığım her yerde bir şiir, bir dize… Kimi zaman eski bir defterin arasında sararmış bir kâğıt, kimi zaman gençliğimin unutulmaz bir şarkısının nakaratı. Şair Cemal Süreya ne güzel söylemiş: “Şiir, yalnızlığa itirazdır.” Belki de bu yüzden, hayatın kalabalığı içinde yalnız kaldığımız anlarda ilk sığınağımız olur o birkaç mısra.
Gençliğimde Nâzım Hikmet’in o destansi dizeleriyle büyüdüm. “Yaşamaya dair” derdi de, kavga ederdi de, en çok da umut verirdi. “Güzel günler göreceğiz çocuklar…” mısrası, o günlerin zorluklarında bir ışık, bir dirençti hepimiz için. Sonraları, bir Özdemir Asaf olup çıktı karşıma. “Lavinia”ları, “Bana bir şeyler oluyor”larıyla, aşkın, hayatın ve insan ilişkilerinin o ince, dokunaklı hallerini anlattı. Her okuyuşumda, “Demek bunu hisseden bir ben değilmişim,” dedirtti bana.
Şiir, sadece edebiyat defterlerinde kalan bir yazı türü değil. O, bir bakış, bir dokunuş, bir tebessüm. Sabah kahvaltısında içtiğimiz çayın buğusunda, akşam pencereden vuran son güneşin ışığında saklı. Şairler ise, bu anlamı yakalayıp bize hediye eden, duygu dilimize tercüman olan kıymetli insanlar.
Bugünün genç şairlerini de aynı heyecanla okuyorum. Onların dizelerinde de aynı insanlık hali, aynı özlem, aynı arayış var. Sadece kelimeler değişiyor, duygular asla…
Bu köşede, bazen bir şairin dünyasına konuk olacağız, bazen de bir şiirin bize hissettirdiklerini paylaşacağız. Çünkü inanıyorum ki, şiir, hayatı daha derinden yaşamanın, daha iyi anlamanın bir yoludur.
Öyleyse siz de kendinize bir iyilik yapın. Bugün, sevdiğiniz bir şairin kitabını elinize alın ve içinizden geldiği gibi bir sayfa açıp okuyun. Kim bilir, belki de tam o anda ihtiyacınız olan cevap, o satırların arasında sizi bekliyordur.
Kalın sağlıcakla.
Haber Atiye Danış