Biyoçeşitlilik Nedir?
Biyolojik çeşitlilik; bitkiler, hayvanlar, mantarlar, mikroorganizmalar gibi tüm canlıları, bunların oluşturdukları ekosistemleri ve içinde yaşadıkları alanları ifade eder.
Biyolojik çeşitlilik; Tür, Genetik, Ekolojik Olaylar çeşitliliği olarak, üç öğeden oluşur.
Biyoçeşitlilik Neden Önemli?
Tüm bu canlı çeşitliliği olmasaydı yaşam da olmazdı. Meralardaki otlar hayvanları besliyor, hayvanlar bu besinleri gübre olarak yeniden toprağa veriyor. Gübrelenen toprak mantarlar sayesinde daha verimli hale geliyor, böylece daha çok bitki yetişiyor. Bitkiler atmosfere oksijen vererek insanlar için uygun koşulları sağlıyor. Besin zinciri içindeki tek bir tür bile, ekolojik dengenin korunmasında hayati öneme sahip.
Canlı çeşitliliği toplumların ekonomik olarak kalkınabilmesinde bir role sahip. Giyecek, kâğıt, inşaat gibi pek çok sektörün malzeme ihtiyacı karşılanıyor.
Tıp ve ilaç endüstrisinde hammaddelerin çoğu doğadaki canlılardan elde ediliyor.
Canlı çeşitliliğinin korunması için bir sebep daha var; doğal afetler. Bitkiler ve ağaçlar kökleriyle toprağı tutarak sel ve erozyon gibi felaketlerin önlenmesinde oldukça etkili.
Ayrıca milli parklar gibi endemik türlerle dolu alanlar, doğal güzellikler yıl boyunca ziyaret alarak toplum sağlığında İyileştirici huzur etkisi yarattığı gibi ekonomik ve kültürel değer sağlıyor.
Biyoçeşitliliği korumak için neler yapabiliriz?
Dünyanın yaşamsal anlamda direkt insanların eliyle kirletilme oranı %15-20 seviyelerinde.
Yani size anlatılan sürdürülebilirlik masallarına tüm dünya harfiyen uysa da dünyayı kurtaramaz.
Şirketler, yeşil yaşam mantalitesini, sorumluluğu üzerlerinden atmak, göz boyamak, marka algısı ve reklam yapmak için bir manipülasyon aracı olarak kullanıyorlar.
Toplumun bilinçlenmesi için de ben bu konuya ses çıkarmıyorum.
2024 raporlarına göre dünyayı en çok kirleten ilk 10 ülke şöyle:
Çin, ABD, Hindistan, Rusya, Japonya, İran, Almanya, Suudi Arabistan, Güney Kore, Endonezya ve kalan AB ülkeleri.
Dünya’yı en çok yıllık 15 milyar ton karbondioksit salınımıyla Çin kirletiyor. Çin aynı zamanda Dünya’da insan eliyle karbon salınımının yaklaşık üçte birine sebep oluyor.
2.ABD, 8 milyar ton, 3.AB ülkeleri 6 milyar ton ile takip ediyor. Dünya toplamı 50 milyar tona ulaşmış durumda.
Hemen karamsar tablo çizmeyin. İklim kriziyle mücadele ederek biyoçeşitliliğin korunmasına destek olabiliriz. Peki ama nasıl?
Dünyayı kirleten ülkeleri, politikacılarını, şirketleri, yapmaları gereken iklim ilkelerine uymaya zorlayarak. Boykot ederek, yaptırım uygulayarak ve halkını bu bilince teşvik ederek.
“Kıyametin koptuğunu görseniz de elinizdeki fidanı dikin” diyen Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v)’i örnek alarak.
İnsanlığın gerekliliği ve ödevi budur.
#29december #29aralık #dünya #world #bioçeşitlilik #biodiversity #doğa #iklimkrizi #karbonsalınımı #bioçeşitlilikgünü #cop29baku #cop31Antalya #iklim #sürdürülebilirlik
Dünyanın bilinen en yaşlı kedisi Flossie, bugün 30. doğum gününü kutluyor.
1995 yılında doğan Flossie, 30 yaşına ulaştı.
Flossie (29 Aralık 1995 doğumlu).
Guinness Dünya Rekorları tarafından (Eylül 2025 itibarıyla) yaşayan en yaşlı kedi olarak tanınan bir İngiliz evcil kedisi.
Flossie , sahibi Victoria Green ile birlikte İngiltere’nin Orpington şehrinde yaşamakta.
Kedi yaş hesaplama süreci, genellikle birkaç faktöre dayanır. İlk olarak, bir kedinin ilk iki yılı, insan yıllarına göre hızlı bir gelişim gösterir. İlk yıl, 15 insan yaşına, ikinci yıl ise yaklaşık 24 insan yaşına eşdeğerdir. Bu dönemden sonra her kedi yılı yaklaşık dört insan yaşına denk gelir.
Yani Flossie insan ömrüne göre 136 yaşında.
Mutlu yıllar Kedicik…
Long Live Flossie.